Yeşil Mavi

Saniye Kısakürek, Seçici Geçirgen

Kendime Yolculuklar (I)

Başlangıç

Yine aynı yerdeyim. Soluğum kirli çamaşırlar arasında, tozlu vitrin köşelerinde eriyip gidiyor.

Binlerce nefesin izini arıyorum bu taşra şehrinde. Kuşların, trenin, dolmuşun ve kedilerin bile düzenli aralıklarla hareket ettiği bu sakin evlerden sesimi uzatıyorum soluğumla ezdiğim gölgelere.

Zaman bir yerinden çatlamalı şimdi. Bu sabah çıkmalıyım yola. Belki uzun yollara, belki de dar sokaklara. Eninde sonunda bir yolculuğa çıkmalıyım. Belki de sadece kendi içimde.

Önce kendime gelmem gerekiyor. Kafamı musluğun altına sokuyorum. Soğuk su beynimin içine kadar etki ediyor. Çoraplarımı bile çıkarmamışım banyonun içinde.

Ayıldığımda fark ediyorum. Şimdi içimi bir rahatlama kaplıyor ve derin bir uykuya dalıyorum.

Taşrada Yolculuk

Çıktım yola. Bu saatlerde TV’lerde meşhur kürk satıcıları bas bas bağırıyor. “Çok mutluyum şu an” diyen kürklü kız sahiplerine gülümsüyor.

Çığırtkan sesiyle “patitiiis, soğan!” diye haykıran satıcı dar sokakları çınlatıyor. Onun ardından “eskiciiiiiaaaa, eskileeerrr alırımmm,” diye şarkı söyleyen eskici geçiyor.

Pencereden dünyaya bakıyor evler. Güneş ve gökyüzü camlarda ipil ipil oynaşıyor.

Bir kadın çıkıyor karşıma. Kırlangıç sürüleri çığlık atıyor evlerin çatılarından gökyüzüne doğru uçarken.

Bükülen beli, basmadan çiçekli eteğini öne doğru sürüklüyor. Soluk ve soğuk kahverengi bir yelek giymiş.

Buruşmuş bir kağıt gibi ifadesiz duran yüzü beni görünce canlanıyor. Taşra insanının kendine özgü içtenliğiyle bana gülümsüyor.

Kadının yanından yavaşça uzaklaşırken dar sokaklarda yolculuğum devam ediyor.

Başka Bir Sokakta

Bu kez başka bir sokak çıkıyor karşıma. Yavaşça akşam oluyor. Sokağın kalbi esmer bir tülle kaplanmış. Eski evlerin taşlarını kaplayan yosunlar o tülü biraz olsun yırtıyor.

Yosunlar beni virane bir Yahudi hamamına doğru sürüklüyor. Sıra sıra duran kubbelerin içleri oyulmuş, yabani otlar hamamın kapısına gizemli bir duvar örmüş.

Kuşlar çatıların etrafına keskin bir çizgi çekerek uçuyorlar.

Akşamüstü sokakta köpekleri topluyorlar. İki adam eski bir kamyonetin kasasına doldurdu hayvanları. İşlerini bitirince sırayla tütün sarıyorlar. Acı, ekşimsi bir duman sarıyor havayı. Evlerin balkonlarından bakıyor insanlar, inleyen köpeklere. Karaltıları görünüyor uzaktan. İçi boş elektrik direkleri ıslık çalıyor esen rüzgarda. Çivit mavisi renklerle boyanan kapılar ve pencere pervazları ışığın azalmasıyla soluklaşıyor.

Hafif esiyor rüzgar, içimi ferahlatırcasına. Taşların nemi rüzgarın alkışlarıyla yavaş yavaş kuruyor. Her sokak gizli bir harita veriyor elime; yaşamış ve yaşamakta olan taşra insanlarının haritasını.

100% LikesVS
0% Dislikes

Leave a Reply